Aynı kutupların birbirini ittiğini,
zıt kutupların da çektiğini Fen Bilgisi derslerinde temel bilgi olarak öğrendik
ve belleğimize yerleşti. Bilim dünyasından gelen bu sonucun kadın erkek ilişkilerine
direkt yansıdığını hep duyduk bazen de inandık. Neredeyse herkesin kullandığı
hiç değilse dinlediği bir söylemdir. Zıt kişilikler birbirini çeker, insan
doğası kendinde olmayanın peşinde koşar diye bir öğretinin etkisinde kaldığımız
doğrudur.
12 Mayıs 2015 Salı
16 Şubat 2015 Pazartesi
ERKEKLERİN DURUŞU
ÖZGECAN ASLAN
“20 yaşındaki üniversite öğrencisi Özgecan, evine gitmek üzere
bindiği minibüste tacize uğradı, direnince de vahşice öldürüldü, yakıldı………” diye
başlayan kara bir haberle sarsıldık. Genç,
yaşam dolu ve masum bir genç kızın maruz kaldığı vahşet karşısında insanın eli
kalem dahi tutamıyor. Olayın ayrıntılarını okudukça çektiğim acıya bir de kasıtlı
yayınlanan sapkın yorumların yarattığı öfke eklendi. İsyandayım, üzgünüm, pek
çok kadın gibi haftaya siyahlar giyinerek, keder içinde başladım. Özgecan’ın
katledilmesi ülke tarihinde işlenmiş ilk kadın cinayeti değil ne yazık ki ama
son olsa keşke!
27 Kasım 2014 Perşembe
HER ŞEYİN BAŞI EĞİTİM
Sorunlarla uyandığımız, güne endişe
içinde başladığımız bir dönemdeyiz. Geri kalmışlığın tüm belirtileri içinde kaygılarımız
giderek artıyor. Oysa gelişmiş ülkelerde sağlık, eğitim, hukuk ve kentleşme
niteliği gibi konularda güven bunalımı yaşanmıyor. Devlet kurumu uygar kurumlarda, bireylerin yaşam
kalitesini korumakla bizzat sorumlu iken ülkemizde maalesef temel haklar bile yok sayılıyor.
Devamında da hemen her sektörde kaotik düzen kurulmuş durumda. Şiddete eğilim, akıldışılık,
yolsuzluk, işsizlik gibi sorunların kapladığı bu dönemi nasıl aşacağız
sorusuna; ağız birliği yapmışçasına “eğitim ile!” yanıtını veriyor herkes. Peki, her şeyin çözümü eğitimden geçiyorsa, tüm
umutların bağlandığı ve fedakârlığın sadece kendilerinden beklendiği öğretmenler
bunu, tek başına ve nasıl başaracak?
31 Ekim 2014 Cuma
PARA NEDİR ?
Para, sadece ona sahip olmayı zenginlik saydığımız, alım gücü ile aklımızdan çıkmayan değer diye tanımlanabilir. Napolyon’un, “bir savaşı
kazanmak için gerekli üç şeyi “para, para, para” diye açıklamasını da anımsayarak,
çoğu kez “başarının tek sırrı paradır” diye söylenir. Çoğunlukla da bu iddia
doğrulanıyor çünkü ekonomik refah varsa yaşam koşulları kolaylaşıyor, sağlık ve
eğitimde en iyi seçenek bulunuyor, öğretiler nitelik kazanıyor. Hatta aşk bile önce
parayla sonra sevgiyle besleniyor. İletişim yöntemlerinde en etkin öğe yine
para oluyorken nasıl aklımızdan çıksın değil mi? (bir tür şifre kırıcı sistem de denebilir)
22 Ağustos 2014 Cuma
DEMOKRASİYİ SİNDİRMEK
Demokrasi
Yönetim şekli, demokrasi mi olsun diktatörlük
mü diye sorulsa koro halinde elbette "demokrasi olsun" diyeceğiz. Halkın
kendi kendini yönetmesinin en ideal yönetim biçimi olduğunu
çocukken öğrendik. Öğrendik de, uyguladık mı diye sorulsa bu
sefer de aynı koro üzüntü içinde hayır diyecek, hemen içinde
olduğu, bildiği haksızlıkları anlatmaya başlayacak. Ben de
demokrasiyi hak etmediğimizi düşünüyorum çoğu kez, Hep
bildiğimiz, konuştuğumuz şeyler aslında!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




