19 Kasım 2013 Salı

MÜZİK VE İLETİŞİM

HER ZAMANA ULAŞAN YOLCULUK ARACI
Müzik ruhun gıdasıdır sözü ne kadar doğru. Mutluluktan uçtuğumuzu sandığımızda ya da keder her yanımızı sardığında,  kendimizi içinde bulduğumuz nice şarkılar vardır. Mutluluk, yas, terk edilmişlik, aldatılmışlık, mertlik ve nice kavramlar müzikle 
özdeşleşiyor, aklımıza kazınıyor. Ruhunuzu harekete geçiren  şarkıları duyduğunuzda nerede olursanız olun dans etmek istersiniz, bazen de halay çekmek, piste fırlamak gelir içinizden. Bazı şarkılar çalınca da efkarlanırsınız, hemen anılarınızı bilen ya da dinlediğinde anlayacak bir dostu arayıp içmek gelir aklınıza. Aşk acısı çekenlerin repertuarları daha da geniştir. Yaşanmamış aşklara, ulaşılamamış sevgililere, yasaklara dair çok beste yapılmış, şiir yazılmış çünkü. Hüzün dolu nağmeler kulağınızdadır. Bazıları da var ki umut aşılar, cesaretiniz artar, nedenini bilmeseniz de dinlemek size iyi gelir.
Eski gelenekler kabuk değiştiriyor. Bunun devamında da sosyal programların adı ve yorumu da değişime uğruyor. Örneğin, evlilik öncesi yaşanan kına gecelerinin yerini bekarlığa veda partileri aldı. Kına gecesinde kadınlar bol bol oynar. Dans etmez, raks eder değil mi? Müzikler genelde eğlencelidir, katılanlar neşelidir.  Ancak kına yakılması aşamasında ortama hüzün çöker. Farklı coğrafyalarda ve sosyal statülerde bile “yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar” türküsü çalar. Gurbete gidecek genç kızın korkularını, ailesine duyacağı özlemini söyler hepimize. Dinleyenler ise  gelin adayından daha çok ağlar. Hele annesi/babası hayatta olmayanlar gözyaşlarına boğulur. Kolu kanadı kırık olmak nedir bilene müziğin başlaması yeter.

Hep hüzün yok tabii ki. Kimi nağmeler var ki öğrencilik yıllarına ışınlanırsınız. Aniden enerjiniz artar, gözleriniz ışıldar. Hala yapacak çok iş gidilecek çok yol olduğunu görüp yaşama dolu tarafından bakarsınız. Boşluklar az görünür sanki. Henüz yaşamadıklarınızı anımsayıp anında  projeler üretir, listeler yapar kendinize sözler verirsiniz.

En yoğun olarak, aşk temalı besteler içimize işliyor galiba. Sanırım bu nedenle sevgililerin ilişkilerine adadıkları ortak şarkıları oluyor.  Sevgiliye hitaben söylenmiş sözleri duymak çok güzel, ayrılık anında bile gündemini korur.  Her bitişin, yarım kalan her aşkın bir öyküsü vardır.  Yaşananlar  her ne ise o günlere ait müzik çaldığında, vücudunuzda organ olarak sadece kalbinizin çalıştığını varsayarsınız. Bu yüzden aşkı bilen insanları da hemen tanırsınız. Özel bir melodi ortama yayıldığında, gözlerindeki anlamdan yakın hissettiğiniz, yakınlaştığınız insanlar illa ki olmuştur. Artık ruhuna dokunamadığınız sevgilileri anımsatan şarkılar ise kedere giriyor ki, o başka bir metin konusu olacak kadar derin.

Oğlumun gitar öğretmeni, Sevgili Erkan ile  üzerinde çalıştıkları  sonatın yarattığı etkiyi irdelerken müziğin evrenselliğini konuştuk. Fernando Carulli´nin solo gitar için yaptığı çok başarılı bir eseri çalışıyorlardı.  Sözsüz olsa dahi, müziğin duyguları bu kadar vurucu bir şekilde anlatabilmesi olağan üstü geldi bana. Sanki konuşmalar da geriden ulaşıyor gibiydi. Aşk, dram, iktidar, normalleşme gibi duygular aklımda kalanlar. Melodinin bu denli anlaşılır ve akıcı olması müziğin gizeminde saklı. (sözünü ettiğim klasik eserin hikayesini bulursam yayınlayacağım)
Ya ninniler? Ninni, anne ile çocuk arasındaki olağanüstü iletişimi kuruyor, geliştiriyor. Anneliğimin ilk döneminde dinlediğim bazı ninnilerdeki duygu yoğunluğu yüzünden sürekli ıslak gözlerle geziyordum. (bu dönemde gözlerimizde akmaya hazır yaşlar hep hazır oluyor nedense)  Duygular ezgilere yansıyor, bebeği sahiplenme, koruma dürtüleri bu kadar mı uyarılır? Bebek de o sesi, müziği  duyunca sihir yapılmış gibi hemen sakinleşir.

Herkes, hayatı boyunca   kendini fazlası ile çok etkileyen olayları, önemli dönemleri farklı senaryolarda  yaşıyor. O günlerde popüler olmuş şarkılar da sizinle bağ kuruyor sanki. Ben de yaşamımın önemli dönemlerini şarkılarla kodlamayı seviyorum, eğlenceli de oluyor. Çocukluğum, hayallerim, annesizliği öğrenme zamanlarım, kendi anneliğim, özel yaşamım ve her insanın başına gelebilecek iniş-çıkışlarıma ait şarkılarım var. Yıllar arasındaki fark kapanıyor sanki. Hepimizi zaman tünelinde gezdiren, müzikten daha hızlı bir taşıt var mı?