İLETİŞİM
Teknoloji hızla
ilerler iken kitleleri de kendine bağımlı yaptı. Telefon ve
tabletlerimiz, günün her saatinde yanı başımızda, temel organmış gibi bir parçamız oldular artık. İkili
görüşmelerde bile bir el yemek yiyor diğeri bir şeyler yazıyor,
sinemada bir göz filmde diğer göz telefonda. Konserde, konferansta,
yolculukta, iş yerinde hatta ders saatinde bile herkes online durumda. Bu işte
bir tuhaflık yok mu?
Yakın zamanda
katıldığınız cenaze, konser, yemek daveti, toplantı, sempozyum ve benzer
etkinlikleri düşünün. Size veya çevrenizdekilere gelen telefondan kaç tanesi
acil kodluydu acaba! Değil kapatmak, sessize alma nezaketi bile ağır
kaçan bir diyet gibi algılanıyor. Kim kapıda kaldı, erken doğum mu başladı,
arabanıza mı çarpmışlar, okul servisi kaza mı yapmış, kim ölmüş, uçak mı düşmüş ve haber geç gelmiş?
Uçak deyince zaten bir başka kriz anı olarak değerlendiriyorum. Konuşur pozisyona
geçebilmek için sadece 5 dakika beklemek bile çok geç kabul ediliyor, daha
inişe geçmeden telefonlar açılmış ve ele alınmış oluyor. Stratejik bir savaşın
kahramanları başrolde, asrın operasyonunu başlatacaklar sanabilirsiniz!