YAZILARIN " TEMA"SI
Blog sayfamı birkaç arkadaşımın
ısrarı ile açtım. Sürekli, aramızdaki kişisel yazışmalar ya da sohbetlerdeki
anlatımlarını niye yayınlamıyorsun diyorlardı. Ben de bu fikri benimsedim ve
ara sıra yazmaya başladım. Yaşama ya da tanık olduğum olaylara ait
görüşlerimi yazıyorum, (ailemi, özel yaşamımı referans göstermemeye çok dikkat ederek ) kendi çapımızda
bir şeyler paylaşıyoruz. Yorumlar genellikle kişisel mailime geldiği için
onları yayınlamıyorum, fazlaca okuyan olmuş. İlgilenenler için iyi bir iletişim kanalı
olduğunu düşünüyorum. Özele dayalı olmayan sosyal bir proje ya da paylaşım alanı oluştu diye algılıyorum, riskleri olsa da eğlenceli bir iş aslında. Risk, sanki her yazdığım yazının bir mesaj ya da
kendimden bir örnek gibi algılanması durumunun oluşmasıdır. Bu da okuyanın algı
ağı veya ne anlamak istediği ile ilgili
olduğundan yapacak bir şey yok sanırım.
Bu açıklamayı neden hissettim? Güçlü kadınlar başlığı ile yazdığım yazı için
eşimin tepkisini merak edenler oldu. Tabii ki orada kendimi/bizi anlatmadım, o
da böyle algılayacaktır herhalde! (Çok konuda
geleneksel erkek tiplemesini aştığı için şanslıyım. Ön yargı ile okuduğunu sanmıyorum, üstüne bile
almayacaktır) Bir konuyu incelerken, gözlemlere dayalı analizler
yaparken niye insan illa ki kendini anlatsın. Ayrıca özel yaşamı ulu orta paylaşmayı doğru bulmayanlardanım.