16 Şubat 2015 Pazartesi

ERKEKLERİN DURUŞU

 
ÖZGECAN ASLAN

“20 yaşındaki üniversite öğrencisi Özgecan, evine gitmek üzere bindiği minibüste tacize uğradı, direnince de vahşice öldürüldü, yakıldı………” diye başlayan kara bir haberle sarsıldık.  Genç, yaşam dolu ve masum bir genç kızın maruz kaldığı vahşet karşısında insanın eli kalem dahi tutamıyor. Olayın ayrıntılarını okudukça çektiğim acıya bir de kasıtlı yayınlanan sapkın yorumların yarattığı öfke eklendi. İsyandayım, üzgünüm, pek çok kadın gibi haftaya siyahlar giyinerek, keder içinde başladım. Özgecan’ın katledilmesi ülke tarihinde işlenmiş ilk kadın cinayeti değil ne yazık ki ama son olsa keşke!


Eğitimsizliğin, cahilliğin rantını paylaşanların yön verdiği bir ortamda yaşıyoruz maalesef. Gelişmiş toplumlar insanlığa hizmet edecek buluşlarla uğraşırken biz hala “kadın” öğesi üzerinden gidiyoruz. Kadının örtünmesi, kadının erkeğe itaat etmesi, geri planda kalması gibi söylemler tesadüf değil,  karanlıkta kalmak için bilinçli yaratılmış kulvarlar. Erkek egemen toplumda olmanın nimetlerinden herkes çok memnun olmalı ki kadınlar bile bu düşünceye hizmet ediyor. Kadın aydınlanırsa çocuklarını da ışık içinde büyütecek, karanlığı yok edecek oysa. Belli ki ne siyasetçinin işine geliyor, ne de erkeklerin. Ezilmiş olan kadınlar da gelecek kuşağın kurtulmasına izin vermiyor, kendisi yanmışken diğerlerini kurtarmak istemiyor. (kayınvalide-gelin-anne-eş rollerinin illa ki birisinde kendisinden sonra gelenin kaderini çiziyor) Çoğu kadın erkeğin gücünü ele geçiren, yöneten olmanın hazzını medeniyetten daha cazip buluyor.

Herkes öfke seli içinde bir şeyler yayınlıyor, söylüyor. Aslında boşa bağırıyoruz, kim duyuyor ki! Birbirimizi dinliyoruz, sessizce. Beklemekten izlemekten fazla bir şey yapamıyoruz. Katilin ve işbirlikçilerinin cezasını ya hapishane kanunları ya da yasalar verecektir diye umut ediyorum. Sonraki süreçte bu olay da Berkin’in ölümü gibi, Soma faciası gibi gündemden düşecek. Ben konunun hüznü yüreğimizde sıcakken erkeklere seslenmek istiyorum.

Erkekler! Bir tartışmada haksız duruma düştüğünüzde, aşağılamaya, tahrik etmeye karşıdakinin anasından, karısından başlamayın/başlatmayın. Erkek çocuklarınıza kadınları bilmem ne yapmayı öğretmeyin, başkasından öğrenmişse de söylemlerini uyarın. Futbol maçlarında kendinizi tutamıyorsanız hakemin kendisine küfredin annesine, karısına değil. Bir kadınla diyalogda onu argo, bayağı sözcüklerle taciz etmeyin,  tartışırken üstün gelmek için şiddete, tehdide başvurmayın. Sosyal medyadaki yorumlara bakın, iğrenç küfürlerle yazılmışlar, erkek olarak tepki koyun. Kadın olmayı eksiltmeyin, değerini koruyun.  Okumuşu, aydın geçineni böyle yaparsa cahili, sapık olanı da gördüğüne saldırır, istediği olmayınca da bıçağını sallar diye aklına gelsin. Çünkü arzulanan her beden erkeklerin hakkı diye öğretilmiş onlara! Daha ergen bile olmamış erkek çocuklarına cinsel taciz içeren küfürler ettirip zevzekçe gülünmesini engelleyin. Kadınlarınızı severken dahi kullanılan, cinselliğin argo jargonunun yarattığı basitliği görün artık.  Aşkı, sevişmeyi, arzuyu ucuzlatmayın lütfen! Ailenizde, iş yerinizde ve sosyal yaşamınızda kadın bedeni üzerinden yapılan adi şakalara, küfürlere, söylemlere son verin bakın kızlarınız, kardeşleriniz ve eşleriniz nasıl güvende olacaklar.

Kız çocuğu doğduğunda ebeveynleri ve diğer yakınları tarafından cinsel içerikli lakaplarla anılmıyor, orası burası öpülmüyor. Erkek bebekler ise aile bireyleri tarafından “pipisine kurban” olunarak büyütülüyor. Erkek çocuğu büyüten bir anne olarak, amacını aşan şakalara, benzetmelere karşı gösterdiğim sert tavırları çevrem bildiği için rahatça yazabiliyorum. Saçmalamayın ya da izin vermeyin, hiç değilse bu kadarını yapabilirsiniz herhalde? Ezilen kadınlığını oğlunun, torununun organı üzerindeki muhabbet ile geri almaya çalışan kadınlarınıza sağduyu aşılayın.
Kadın - erkek eşitliği bu vahşet ile yakın ilişkili olsa da çok başlıklı bir konu olduğu için değinmeyeceğim. Sadece erkeklerin üstün olduğu kadının ise araç kabul edildiği düşünce yapısını hafife almayın demek istiyorum. Toplum değerlerini taşıyan ve rayından çıkmış tren herkesi ezebilir çünkü.

Şu anda toplumun en gereksinim duyduğu şey “Sağduyulu” davranabilmek, düşünebilmek. Lütfen kendinize ve ailenize yapılmasını hoş görmeyeceğiniz bir şeyi başkasına yapmayın, yaptırmayın. Şiddeti ancak erkekler önleyebilir, arkadaşını, kardeşini, çocuğunu hatta babasını yine bir erkek durdurabilir. Suçlamadan, yargılamadan sadece empati yaparak belki içinde bulunduğumuz karabasandan kurtulmaya katkıda bulunabilirsiniz. Bu hepimizin içinden geçeceği bir sınav süreci, sonucunu da sergilediğimiz duruş belirleyecek.

Toplumun gördüğü, duyduğu son vahşet olması dileği ile….