21 Ocak 2014 Salı

YASAK AŞK

AŞK NİYE YASAK OLSUN Kİ !

        Yaşam boyu karşılaştığımız her olay özel değildir, çoğu zaman haber niteliği taşımaz. Ancak, yasak aşk ve yolsuzluk denilince hemen toplum refleksi oluşuyor. Zaten ikisi dışında hangi haberler “flaş haber “veya “son dakika haberi ”diye veriliyor ki! Yasak aşk, merak edilme açısından yolsuzluğun da önünde gidiyor galiba. Kimi zaman siyasete, iş dünyasının erklerine bile yön verebildiğini görebiliyoruz. Aldatma, insanoğlunun çok yönlü olmasından mı veya her yönü için bir başkasını sevebilme kapasitesinden mi kaynaklanıyor, bilinmez. (sosyologlar, psikologlar bile farklı yanıtlar verebilir.)
    Yasak aşk, taraflardan birinin bazen de ikisinin yasal/kabul edilebilir pozisyonda olmadığı (illegal)  halde yaşanan ilişki için kullanılıyor. Çok basit olarak örneklersek taraflardan birisi evlidir. Bir de işin içine, üçüncü kişinin, en yakın arkadaş, komşu, akraba, personel olması durumları girerse, boyutlar derinleşir, konuşacak sahneler de artar doğal olarak. Herkesin bildiği onlarca örnek vardır, en azından filmlerde izlemiş, romanlarda okumuştur. Buraya kadar bilinmeyen yok, ancak benim kabul etmediğim ve yazımda anlatmak istediğim bir kavram kargaşası var. “Yasak aşk diye bir kavram yoktur, yasak ilişki vardır” diyorum. Aşk kendi başına özel, duygu yüklü bir olayken bu kadar basite indirgenemez değil mi? Aşk başladığında bir yanlışlık ya da ilkesizlik söz konusu olsa bile kısa sürede bu durum aşılır. Evli olan ayrılır ve seviyorum dediği kişinin yanına geçer. (karşısına ceza olarak  ne çıkarsa  onu da ödemeye hazırdır üstelik). Eğer adı gerçekten aşk ise tabii.  Aşk birlikte olmadan nasıl yaşanabilir ki; olursa da çok yıpratıcıdır herhalde. Hele erkekler için asla kabul edilemez diye düşünüyorum. (doğaları gereği) Sevdasından, nefes aldığı atmosfer bile daralmışken, sevdiği kadını başka bir erkeğe gönderebilir mi, sınırlı sürelerde sevip çoğu zaman gölgede kalabilir mi? Kadın için de çok farklı değil, evli sevgilisinin, mevcut eşi ile yaşamına devam edip, yeniden baba olma koşulunu içine sindirebilir mi? 
          Aşk sözcüğü, içinde çeşitli duygusal terimleri barındırıyor. Sıralasak içi uzun bir liste olacak kavramlarla doludur. Tutku, bu listeye ilk sıradan girer, duyguların temel gıdasıdır. (Aklın baştan gitmesi durumuna denk geliyor) Ardından sahiplenme, kıskançlık eki ile gelir, diğerleri de  takip eder. Kimi çok özenir-naiftir,  kimi sevdiğini pamuklara sarar,- şefkat yüklüdür, kimi elinde ne varsa sunar-cömerttir. Dediğim gibi, aşkın içine sayısız anlatım, davranış yerleşebilir. Bir tek ince hesap girmez. İnsan aşık olup da sevdiği ile birlikte yaşamaktan başka neyi bekler, neyi hesaplar ki! Yasak olarak başlamışsa bile normale dönülecek zaman çok kısa olmaz mı? Aşık olan eski ve yeniyi aynı sepette taşımaz, taşıyamaz. O nedenle çoğumuzun yasak aşk diye andığı ya da anlattığı durum aslında “yasak ilişki”dir. İki taraf da dürüst ve ruhunu gerçekten kaptırmışsa sahnede ikisi kalır, diğerlerine çekilmek düşer. O zaman da yasak kavramı kendiliğinden yok olur.(Bazen tahttan, bazen kariyerden, yüklü bir servetten bazen de dininden bile vazgeçer insan, bedel hesaplamaz)
          Yasak ilişkide ise ince hesaplar vardır. Bir yanda arzu, dürtüsel istekler diğer yanda ise riske edilemeyecek kazanımlar, sosyal statü, alışkanlıklar ağır basar. İki taraf da yasak ilişki yaşayarak kazançlıdır aslında. Örneğine göre, para, kariyer, lüks yaşam, iddialı bir vücut ile tanışabilme, intikam alma, kıskançlık (partneri değil rakibi kıskanma hali) benzeri duygular ön plandadır. Bazen iş yerinde güç elde etmek,  bazen genç bir sevgili ile kendini kanıtlamak gibi epeyce gerekçe sayabilirim. Bu hedeflerin aşkın içinde yer alması mümkün mü sizce? Her örneğinde  entrika vardır. Sayısı çok az olmak üzere “masum ve hesapsız” olanı bulunuyordur belki,  o da sadece ilişki yaşamak içindir, tarafların tüm yaşamına sızmaz, bir gün biteceği başından bellidir.
       Aşk’ın, etik değerleri aşamayıp ete kemiğe bürünemediği durumlar da görmüşsünüzdür. Akıl ve kalp aynı noktada buluşamaz. Çünkü tutkunun karşısına yok sayılamayacak ilkeler, duygusal değerler çıkar. O zaman da iki taraf aynı davranışı sergiler ve ilişki başlamadan biter. Onun adı da yasak değil platonik aşk oluyor. (Gözlere hüzün yerleşir, duygularla yoğrulmuş olanlar yakalar hemen. Ruh ve beden aynı yerde değildir) 
İnsanlık tarihi boyunca en çok işlenmiş tema, kadın erkek ilişkisidir. Sevda üzerine nice şarkılar yazılmış, filmler çekilmiş. En değerli edebi yapıtlar yine aşk temalı. Dünya aslında kadın ve erkeğin sevgisi üzerine dönmüyor mu? Savaş, ekonomi, bilim, küresel güç gibi kuvvetler, yaptırımlar bile aşk karşısında duramıyor. Bu yüzden “AŞK” ı çok kıymetli, eskitilmemesi gereken bir sözcük olarak algılıyorum. Yasak aşk denildiğinde de tuhafıma gidiyor, kolay ilişkinin neresi aşk oluyor!

not: yazıda kullanıla görsel http://www.hurhaber.com/ sitesinden alınmıştır.