16 Ekim 2013 Çarşamba

OKTAY EKİNCİ'Yİ KAYBETTİK

KÜLTÜREL DEĞERLERİ KORUMAK
Dün akşam (15.10.2013) yeni bir mail geldiğinin uyarı sesini veren cep telefonumu kontrol ettiğimde Mimarlar Odası’ndan gelen kayıp haberini okudum ve Oktay EKİNCİ’yi kaybetmiş olduğumuzu öğrendim. Hakkında çok iyi şeyler yazılacak, mesleki  çalışmaları ile örnek olmaya devam edecek biri isim.Ben de tanık olduğum bir olayı yazarak anmak istiyorum.

1999-2000 yılları arasında Kars Belediyesi’nde üretilecek ve sürdürülebilir projelerin oluşturulması konusunda danışmanlık yapıyordum. Ancak alt yapı, projelendirme süreci, enerji kaynakları, tarihi dokuyu koruyarak kentleşme, uzun dönemde artacak trafik sorunlarını öngörme, arıtma tesisleri, imar yönetmeliği gibi konular uzak ve uygulanamaz kabul ediliyordu. (Hatta karşıma çıkan engellerden başka bir ülkede olduğumu düşündüğüm bile olmuştur.) Estetik ve teknik kaygının gereksiz bir lüks sayıldığı, kopyalanmış projelerin çala kalem yapıya dönüştüğü bir süreçti. Sonuç alamadan pek çok bilgiyi, araştırmayı, fizibilitesi tamamlanmış yatırımları ve umutlarımı  rafa kalkacağını bildiğim dosyalarda  bırakmıştım. Eskiyi yıkıp yerine yüksek katlı gecekondular inşa etmek toplumda başarı olarak kabul görüyordu. Şehir planlaması ve kentsel tasarım kavramları yerini popülist yaklaşımlara bırakmıştı. Bu olumsuz tabloya karşın, bir şekilde yolu Kars'a düşen ve şehrin güzelliğinden (eski halinden söz ediyorum) etkilenen, idealist gençleri görüp biraz çaba ile acaba ne yapılabilir diye düşünenler de olduğunu belirtmeliyim. Aynı şekilde doğduğu şehre sahip çıkmak için uğraşan duyarlı insanlar, yol gösterilmesini bekleyen azimli ama çaresiz genç  belediye kadrosu  ve çağdaş yaşama geçişi başarmak  isteyen aydınlar da  vardı  elbette.

Kente katkı sağlamak amacı ile yapılan geniş katılımlı etkinliklerin birisinde konuşmacılar akademik sunuşlar yapıyordu ve yerel konuklar nezaketlerinden, sıkıldıklarını gizleyip dinler gibi duruyorlardı. Oktay EKİNCİ söz aldığında kısa bir konuşma yaptı ve teknik kadroya değil, şehrin sahiplerine, yaşayanlara seslendi. Şehri gezerken tarihi güzelim binaların üzerinde “SATILIK EV DEĞİL SATILIK ARSA” yazmasından büyük üzüntü duyduğunu anlattı .Mizah dolu, zeki saptamalar içeren, uyarıcı, moral aşılayan bir konuşma ile herkesi kendine getirdi. Oldukça değerli yapıların bina olarak bile anılmadığını fark ettiler.O dönemde birkaç tarihi eser kurtulmuş ise Oktay Bey sayesindedir.

2001 yılının Eylül ayında düzenlenen “Tarihi Kentler Kurultayı' ndan sonra Kars'ı görmedim. Umarım tarihi eserler için alınan koruma kararları kalkmamıştır.

Son yazısında,  beyin kanaması kadar ağır bir sağlık sorununa karşın topluma mesaj vermeye devam ettiğini, ilkeli olmanın verdiği acıyı mizah ile ancak bu kadar çarpıcı hale getirip vurguladığını görüp çok duygulandım.
Saygıyla anıyorum.