11 Ekim 2013 Cuma

GERİ DÖNÜŞÜME İNANABİLMEK


Kâğıt, cam ve plastik atıkların tekrar işlenerek kullanılabileceğini neredeyse herkes biliyor. Atıkların yeniden işlenebilmesi ile hem ekonomiye hem de doğaya katkı sağlanıyor. Ancak, tüketilen ile yeniden işlenen malzemeleri kıyasladığımızda geri dönüşüm uygulamasının çok yüzeysel olduğunu görüyoruz. Çünkü başta anne ve babalar, sonra da kurum yöneticileri bunun gerekliliği ya da sorumluluğu konusunda tam olarak inanmış, bilgilenmiş değiller. “Bu konudan haberimiz var ama bizim uygulamamıza gerek yok” tutumu benimsendiği için çocuklar, gençler de bilinçli davranamıyor. Lisans hatta lisansüstü eğitim almış kişilerin bile bu konuyu dert etmediğini görünce şaşırıyorum.(aslında oldukça kızıyorum)  Öğrenilmiş bilgiler sadece kariyer için mi gerekli! Gelişmiş ülkelerde herhangi bir uyarı olmadan alışkanlık haline gelen bu duyarlılık neden bizde yok diye kimse üzülmüyor. Kazanılır atıkların organik çöpler ile birlikte atıldığını gördüğüm anda hemen uyarıyorum ve her seferinde moral kaybı yaşıyorum. Kişinin kendisi ve ailesi için gösterdiği özeni toplumun geneline gösteremiyor olmasını algılayamıyorum. Israrcı olduğumda da ilişkiler yıpranıyor.
Belediyeler, çöpleri birlikte topladığı için ayrıştırmanın boşa gideceği ya da çöpleri karıştırıp atıkları ekonomiye kazandırmayı kendine iş edinmiş toplayıcıların zaten var olduğu gibi bahaneleri sık sık duyuyorum. Bahaneler gerçek olsa bile çöpün arıtılması ya da ayıklanması işini yapan kişilerin işini kolaylaştırmak gerekli. Bizim için atıkları ayrı torbalarda biriktirmek ne kadar zor olabilir ki! Hiç yorulmadan ve ek para harcamadan doğaya, ekonomiye katkı sağlamak, bunun farkında olmak bir ayrıcalık aslında. Maalesef elde edilecek fayda, direkt olarak kişiye yansımadığı için bu konu yeterince önemsenmiyor, hatta çöpleri aynı kutuya atmak bir eksik kusur olarak algılanmıyor. Parasal ya da hemen elde edilebilecek bir kazanım olsa bir şişe dahi çöpe atılmaz. Ülke sorunları, eğitim politikası, ekonomik kaygılar, özel yaşam kriterleri gibi farklı konular konuşulurken çoğu kişinin yakındığını, hep haksızlıklarla karşılaşma örnekleri verildiğini siz de duymuşsunuzdur. Ben de “koşulsuz olarak yaşama ne verip ne beklediğimizi” kaç kişi irdeliyor acaba diye soruyorum.
Anneler ve öğretmenlere çok iş düşüyor. Çocuklarımıza sorumluluk sahibi olmayı öğretmeliyiz. Sadece görünür faydaları ya da geçici kazanımları değil duyarlı birey olabilmeyi de anlatmalıyız.  Doğayı, çevreyi, ekonomiyi korumak sanki gereksiz bir konu gibi yaklaşmak yerine geç bile kaldık diyerek katkıda bulunabiliriz.
Yerel yönetimlerin, aileler ve okullar ile iş birliği yapması ile evlerde, işyerlerinde uygulamanın değişeceğine inanmak istiyorum.

Not
Oğlumun sosyal bilgiler ders programındaki ödevleri ile ilgilenirken doğal kaynakların tükenmesi, geri dönüşüm, küresel ısınma ve bilinçli kullanımı anlatan bir  ünitenin olduğunu gördüm. Okullarda öğretiliyor ama toplumda uygulayan, önemseyen yok farkındaysanız. Okulda öğrenip evde uygulamadan bu bilgiler nasıl kalıcı hale gelebilir? Dolaptan süt ya da  soğuk içecek alıp içen bir çocuk şişeyi çöp tenekesine atıyor. Bu refleks çok tanıdık geliyor değil mi; çünkü hemen her evde aynı manzara var. Acaba dönüşebilen atıkları ayrı bir poşette toplamak pozisyon kaybı olarak mı algılanıyor, yoksa gereksiz hassasiyet mi  gerçekten anlayamıyorum. Doğa tükendiğinde duyarsız anneler, gençler de çok pişman olacaktır ama bedelini tüm insanlık aynı koşulda ödeyecek ne yazık ki. Bakın çevrenize, kaç tane erişkin çöpleri  ayrı atmayı ilke olarak benimsemiş kaç kişi var.
Uyardığım, eleştirdiğim zaman "Bizim oturduğumuz yerde çöpler ayrı toplanmıyor ki" aymazlığına ise hiç tahammül edemiyorum. Çöp artıma tesislerinde sıkıştırılmış da olsa, temiz ve kuru atıkları ayıklamak kolay olsun. Bu iş ile uğraşanlar illa ellerini çocuk bezlerine mi sürsün, kokmuş bozulmuş gıdaların arasından mı seçsin! Nedir bu bencillik anlayamıyorum.Aşağıdaki resimde ürün ayıran işçiler var.Çalışma koşullarına bakın lütfen, birazcık saygı duymak bu kadar mı zor!